Şu Sıra Okuduklarım

, , , , , , 2 Yorum »

Bu ara epeydir kolide duran bazı kitaplarımı farkettim ve nereden başlayayım diye düşünürken , müellifi Kadir MISIROĞLU olan, bir tarihi roman serisinin bazı kitapları elime geçti. Okuduğum ilk kitabın takdiminde müellif hangi şartlar altında bu romanları yazmaya başladığını anlatıyor. Ben bu ayrıntılara değinmeyeceğim.

İlk olarak “Kavuklu İhtilalci Şeyh Bedrettin” ve ardından serinin devamı olan “Düzmece Mustafa” adlı eserleri okudum. İlk eserde Osmanlı Devletinin Ankara Savaşı sonrasında yaşadığı hengame yani Fetret Devri anlatılıyor. İkinci eserde ise Timurun esir alarak Semerkand’a götürdüğü Yıldırım Beyazıd Han’ın Şehzadelerden biri olan Mustafa Çelebi’nin Timur’un ölümünden sonra serbest kalması ve memleketine dönmesi üzerine, hiç istememesine hatta dervişane bir hayat sürmesine rağmen, Osmanlı Devletinin düşmanlarının onu rahat bırakmaması üzerine gelişen olaylardan bahsediliyor.

Bu iki eser bana tarihin romanla buluşması ile tarih öğrenmenin ne kadar kolaylaşabileceğini hatta zevkli hale gelebileceğini gösterdi.

Şimdide elime geçen belgesel türündeki “Ladikli Ahmed Ağa” adlı kitabı ve okulumuzda Türkçe dersi için okumamız gereken, hikaye türündeki Memduh Şevket ESENDAL’ın müellifi olduğu “Otlakçı” adlı kitabı okumaktayım.

Ayrıca az önce aldığım maillerden biri ile şaşırtıcı şekilde Türkçe 1 dersinin vizesinden 97 aldığımı öğrendim :D .

Paylaş - Share :
  • Twitter
  • Facebook
  • LinkedIn
  • del.icio.us
  • Tumblr
  • Diigo
  • StumbleUpon
  • Technorati
  • Google Bookmarks
  • RSS

Üsküdar’da Bir Attar Dükkanı

, , , , , , , , 2 Yorum »

Ahmet Kardeşimin bana yaptığı bir ziyarette, okuyup bitirmiş olduğu Üsküdar’da Bir Attar Dükkanını hediye etti. Bayram için gittiğim memleketimde okumak üzere yanıma aldım bu kitabı ancak; bayram telaşesiyle okumaya fırsat bulamadım. Dün Ankaradan İstanbul gelirken, otobüste sayfa sayısı bakımından mütevazi ama içerik olarak benim gözümde harikulade olan bu kitabı okuma şerefine nail oldum.

Kitabı benim için güzel kılan en büyük unsur, (bir zamanlar) yaşadığım ve bildiğim mekanların aslının ve tarihinin bir Attar Dükkanı ve bu dükkanın müdavimlerinin hatıralarıyla gözler önününe koyulmasıdır. Bu kitabı, Üsküdar’da yaşayan, Üsküdar’ı bilen her insanın okuması gerektiği; Üsküdarı görmeden kitaptan alınacak zevkle, gördükten sonra alınacak zevk arasında dağlar kadar fark olacağı kanısındayım.

Allah-u Teala bu güzel hatıraların yazılı olduğu kitabın müellifi Merhum Ahmed Yüksel ÖZEMRE’den Razı olsun ve O’na Rahmet Eylesin.

Paylaş - Share :
  • Twitter
  • Facebook
  • LinkedIn
  • del.icio.us
  • Tumblr
  • Diigo
  • StumbleUpon
  • Technorati
  • Google Bookmarks
  • RSS

Gerçek Asalet

, , , , , 1 Yorum »

Az önce okuduğum bir dipnot:

“Anneleri padişahlara «arslanım» ve bazen «kaplanım» diye hitap ederler, «oğlum» diyemezler, başkaları gibi «padişahım, efendimiz» falan da demezlerdi. Başlangıcından sonuna kadar Osmanoğulları’nda padişah ile annesi arasındaki protokol budur. Keza padişah istese de annesinin elini öpemezdi. Zira padişahın velev annesi olsun bir faninin elini öpmesi, temsil ettiği Türk Milletine ve dünya Müslümanlarına karşı saygısızlık sayılırdı.”

Osmanlı devletinin sultanlarının Türk Milletine ve Ümmet-i Muhammed’e gösterdiği saygı ve fedakarlıklarını gösteren dipnot. Zira insanın (Türkün dersek daha doğru olur) kendi annesinin elini öpmemesi büyük fedakarlıktır ki bu insanlar dünyanın en büyük devletinin yöneticisidirler. Kimsenin kendisine hesap sormaya hakkı olmaz ve buna rağmen bu fedakarlıktan hiç biri kaçınmamış…

Hikayenin geri kalanı isterseniz »

Paylaş - Share :
  • Twitter
  • Facebook
  • LinkedIn
  • del.icio.us
  • Tumblr
  • Diigo
  • StumbleUpon
  • Technorati
  • Google Bookmarks
  • RSS
Get Adobe Flash playerPlugin by wpburn.com wordpress themes
WP Theme & Icons by N.Design Studio
Entries RSS Comments RSS Log in