May 04
I while ago i have bought a Logitech MX 1100 mouse, and i have mentioned that in my blog. It is an amazing product but not perfect. I had problem with my mouses hyper-fast scrolling feature. There existed a friction and that friction causes the wheel to not scroll.
I have submitted my problem to Logitech Customer Care and they have responded me and let me emphasize my problem. I have specified my problem clearly so convincing agents were very fast and easy. I didn’t think that there could exist a replacement process. But it was what happened. The new product was shipped via UPS and i have received it in two days (Netherlands-Turkey).
The replacement took place a month ago but i had the chance of writing post about it.
Mar 25
Kasım ayından beri, Doping Adsl ile yaşadığım bir talihsizlikten sonra, ttnet adsl abonesi oldum ve halen kullanmaktayım. Abone olurken bana verilen formda mail adresimi verdim. Bana faturamın ilk iki ay basılı ve mail ile geleceğini söylediler, ardından sadece mail ile gelecekti. Tabi düne kadar bana fatura gönderilmedi. Faturaları kendim takib etmek zorunda kaldım ve son ödeme tarihini kaçırdığım zamanlar oldu.
Bu nedenle Ocak ve Şubat aylarında faturamın gelmediğini ttnet çağrı merkezine bildirdim ve isteklerimle ilgili işlemlerin yapıldığı bana söylendi. Ama bu ay da faturam gelmeyince canıma tak etti ve çağrı merkezini aramak yerine twitter üzerinden bir twit ttnetdestek kullanıcısına şikayetimi bildirdim. Benden cep telefonumu istediler ve akşam aradılar. Bu aramanın sonunda işimi gördüler. İlk defa bir fatura mail olarak geldi.
Sonuç olarak işimi halettiler. Bu beni memnun etmeli mi yoksa 1Mbps internet bağlantısı için onca para vermeme rağmen aksine 5 ayda ilk faturamı aldığım için rencide mi olmalıyım. İşin aslı ben rencide olmuş gibi hissediyorum. TTNet’in aldığı ücret ile verdiği hizmet arasında çelişki bulunmakta. Zira insan çağrı merkezine problemini anlatıp, işleminiz tamam denilmesine rağmen herhangi bir değişiklik olmayınca kendini salak yerine koyulmuş hissediyor.
Heralde TTNet yerine yukarıda bahsettiğim talihsizliği yaşamasaydım ve Doping Adsl abonesi olsaydım bu tip basit problemler yaşamamazdım.
Şub 23
Antisocial, Bohemian Lifestyle, Computer Nerd, Destiny, English, Google, Google Analytics, Obsession, Search Results, Social Life, Statistics, Tagging, Technical, Turkish, Visitors, Why I Write in English
If I wanted to be tagged as I tag my posts, two of the tags would possibly be antisocial and technical. This is what I wanted to be and how my destiny and nature drives me. Mostly destiny drives me this way because I don’t think that I know myself to define nature clearly (besides by mentioning about the destiny, this paragraph includes a confession of being religious).
The tag-able characteristics of mine are common for the majority of the programmers. Because becoming a computer nerd needs a bohemian lifestyle which kills the social life. For my case the situation a little different. Before I had an obsession of becoming a computer nerd (in fact I had that obsession since elementary school but I have no chance to take action), I had no social life. So the lifestyle mentioned didn’t have to kill the non exist social life, it just killed the possibility having one.
If someone has reached here before being bored will say “What the hell! There is no relationship between the tittle and context.” So it is time to tidy the mess up! For couples of week I have been investigating the statistics of visitor to my blog. And I have end up with a conclusion that my site is visited by visitors who have searched social keywords in Turkish. This is result of mostly blogging in Turkish and the Turkish users are not interested in technical issues mostly. Even I myself search the technical stuff in English. Since I have mentioned about being antisocial and technical, I don’t generally write about social stuff unless I have some extra-ordinary moments or had a feeling that forces me to write.
Actually my writings are invaluable but, if it wouldn’t be found by searching from google, it is much more invaluable. Some of the reasons that the latest posts are written in English are getting visitors from google, being useful to mankind, the desire of being famous
, doing some practice of English and etc.
In my future posts i will use English on my site and after a while i will be editing the categories for that purpose. Of course the local stuff will be written in Turkish…
Kind Regards,
Şub 11
Dün çok kıymetli Nadir kardeşimin(/abim) isteği üzerine tiyatroya gittik. Oyunun adı “Kafes”ti. Oyunun konusu hakkında bir bilgi veya bir metin yoktu, dolayısıyla konu hakkında hiçbir fikrimiz yoktu. Kafamız boş olarak girdik salona ve başladık izlemeye.
İlk araya kadar benim tarzım değil dedim, zira oyun karamsar bir tablo çiziyordu. Kendisini kafese kapamış, okumak ve etrafındakilere kafa tutmaktan başka bir iş yapmaka, psikolojik problemli bir karaktere sahip olan Christiano etrafında dönüyordu. Tiyatronun başında Christiano’nun nasıl bir ruh hali içinde olduğunu anlatıldı. Sonrasında neden kafese kapandığı ve etrafındakilerin onu oradan çıkarmak için çabaları ve bu çabalara tepkisi. Ardından abisinin karısı ile uygunsuz bir yakınlaşma yaşaması ve annesine yakalanmaları ve bazı teferruatlardan sonra da abisini öldürmesi ile oyun sona erdi.
Christiano pozitif herşeyi silmiş, bir yazarın bütün kitap öykülerini ezberlemiş ve bütün yargılarını bu kitaplara dayanarak çıkartmakta. Hiçbir insana güvenmiyor ve tiyatro sonunda da yazar Christiano’yu güvenmemekte haklı çıkarmış.
Benim oyundan gözüme çarpan bazı noktalar şunlar: Çarpık aile yapısı, Katolik dininin* bol bol eleştirilmesi, hayatın çok karamasar yansıtılması ve aşkın** çok önemli olduğunu söylemeri ancak bunun tersini insanların gözlerine sokmak isteyen bir son sahne.
Kendi değerlendirmeme gelecek olursak, ben bu tarz tiyatro, film, v.s. izlenmemesi gerektiğini düşünüyorum. Çünkü bu tarz buhranlı senaryolar ister istemez insanın hayatına da yansıyor. Zaten günden güne azalan pozitif enerjimizi götürmekle kalmıyor negatif yönde katkıda buluyor. Aklıma bir aralar izlemek hatasını yaptığım see inside filmini hatırlatıyor. Ne sefalet, yoksulluk, sıkıntı anlatıyorsa anlatsın içinde ümit olmalı. Bu oyunda ümit vardı ama ihanetle dumura uğrayan bir ümit. Tabi senaryonun güzel bağlandığını inkar edersem yalan söylemiş olurum. Ustaca dikkatler bir yerde toplanıyor ve tam başka birşey beklerken ummayacağınız birşey oluyor. İşte o anda olay kopuyor…
* Katoliklik bir meshepten çok din olarak görünmekte olduğu için bu ifadeyi kullandım.
** Genel yanılgı olan şehvet ve aşkın birbirine karıştırılması da söz konusuydu.
Şub 01
Az evvel farkettim, hosting hesabımın band genişliği dolmuş da girişlerde hata verir olmuş. Boşta duran bandwidth hakkımı bari yönlendireyim de zaten pagerank’ı 0 olan sitemi kazara ziyaret edenler olursa göz zevklerini bozmayayım dedim. Gerçi az daha sabretseydik şubat ayıma giryoduk
…
Ara 23
WordPress’in son versiyonu olan 2.9′un çıkmasıyla blog’umu en güncel hale getirdim. Ancak her seferinde olduğu gibi tarihlerin türkçeleşmesini sağlayan locale.php dosyasını yedeklemeyi unuttum.
Zamanın behrinde hazırını bulamayınca kendim oluşturmuştum bu dosyayı. CTF‘ye katılmak üzere gittiğim İstSec‘de şahsen tanıştığım TEAkolik Hamza hocamın WordPress’in Türkçe sürümü ile ilgili şu feed‘ini görünce kendi kendime bizim dosyayı çalacak bir yer bulduk diye sevindim. Tabi sevincim kursağımda kaldı
. Zira arkadaşlar yönetim panelini dahi tercüme etmişlerdi ama bizim dosya halen orjinal halindeydi.
Fazla arama zahmetine katlanamayıp kolları sıvadım ve başladım dosyayı düzenlemeye. Aslında dosyayı düzenlemede birşey yok ama angaryası çok. Sonuç olarak dosyayı yine hazırladım ve aynı hatayı yineleme ihtimalime karşın birde online kopyasını oluşturdum. Eğer ihtiyacı olan olur ve link ölmüş olursa irtibata geçmekten çekinmeyiniz.
Haaa İstSec ve CTF’den bir iki söz etmekte fayda var. İş dolayısıyla seminerlere katılamadım ama Bilal’in yazdığı şu, bu ve o‘ya bakıldığında güzel bir resim ortaya çıkıyor. CTF’ye geldiğimizde ise karizmaya fazla zarar vermemek için sadece bir iki resim linki vermekle yetineceğim.
Ara 19
I have just installed make me social plug-in and its a trial blog post
.
Ara 12
Pazar günü, mesai arkadaşım Mutlu ile İstSec kapsamında yapılacak Capture The Flag(CTF) yarışmasına katılacağım. Umarım başarılı oluruz.
Son Yorumlar